24 Ağustos 2015 Pazartesi

Vakvaka-i Kültüriye


Bu kadar müslüman bu kadar pis bir yerde nasıl yaşar?
Bu kadar pis bir hayatı kendine nasıl layık görür ve benimser?
İlk şartı temizlik olan bir şeye bu denli körü körüne bağlı iken, nasıl olur da afedersiniz sokaklara rahatlıkla (sanmayın ki sadece erkekler) tuvaletini yapabilir?

Bu sorularla geçen 2 buçuk aydan sonra biraz daha fazla alıştık sanırım Abidjan'a. Sorularıma cevap bulamadım tabii ki, anlayabilmem mümkün değil zaten. Bir yerden sonra iyi yerlerini görmeye çalışıyorsunuz sadece. Kabul et ve ilerle, olan bu aslında.
Yerli halkın güneşten midir, nemden midir nedir o çalışmayan kafası asıl burada her şeyi zorlaştıran. Genellemek istemem ama malesef çoğunluğu böyle. Her şey yavaş burada, söz veren söz verdiği gibi yapmıyor, belli bir zaman için söz veren o zamanı unutuyor, Hiçbir evraksal, imzasal şey legal olamıyor. Legal oldurmaya çalıştığında işin aksıyor hatta işin çözülmüyor. Gözlerinde, beyaz ırk görünce dolar işareti çıkan bu yerel halk, aslında derinde çok iyi niyetli ve temiz. Ama işte olmuyor, ilerleyemiyor.
Şu zamanda burada çok büyük yatırımlar söz konusu. Beyaz insan, canla başla, kapitalizm bayrağı elinde buranın doğasını mahvetmekle uğraşıyor. Yerel halkın dilinde hep "buralar eskiden daha güzeldi." Evet biraz müze gezmekle, eski fotoğraf görmekle anlaşılıyor, burası eskiden daha güzelmiş.
İç savaş 2012'de olmuştu. 25 Ekim 2015'te ise iç savaş sonrası ilk seçimler olacak. Herkes o tarihte burada olmanın zorluğundan, tehlikesinden bahsediyor.
Değişik kafalar, acayip tecrübeler.
Hepinize sağlıklı, huzurlu anlar birikitrmek dilerim.




(Blog içeriğinde yer alan tüm fotoğraflar bana aittir.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder