3 Ağustos 2015 Pazartesi

Bassam! Bassam! Bassam! diye bağrıyor her minibüs, tabi insan merak ediyor :)







Gitti içiniz değil mi? Grand-Bassam burası. Abidjan'a 20 km uzaklıkta. Bursa'dan Mudanya'ya gitmek gibi. Masa, yemekler, şezlong, kumda hunharca oynayan bebeğiniz... Tehlikeli ve korkunç gözüktüğü için girmediğiniz okyanus, ve yudumladığınız Flag. Uykusu gelince mis gibi havada uyuyan bebenizin tıkalı burnunun açılması mutluluğu. Yediğiniz acayip okyanus balıkları. Güzel bir yer Grand-Bassam.

Çipuranın frenkçesi Dorade yedik burada. Güzeldi; ama ah Merou balığı! Asıl işte o, çok fena, çok lezzetli.:)

Bassam'ın terkedilmiş minik bir kasaba görüntüsü var, bir hayalet şehir gibi. Kinyas ve Kayra okuduysanız Abidjan ve Grand Bassam'ı çok iyi bilirsiniz.
Kitaptan alıntı yapayım biraz:

Onları Abidjan'daki o kötü mahallede bırakıp terminale gittim. Grand-Bassam otobüsüyle kaldığım kasabaya döndüm. Kulübeme girdim. Yatağa uzanıp güldüm bütün olanlara. Sonra da bir saat civarında uyudum... Ne Bobby'yi, ne de ismini bilmediğim o eri bir daha gördüm. Öldürüldüler mi, yoksa bir işe girip para mı biriktirdiler, yoksa birilerini gasp edip milyonlarca dolarlarını kurtarabildiler mi ? Bilmiyorum. 

Böyle de bir yerdeyiz işte :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder